Karadeniz Farkındalık

ÇOCUK
Çocuk danışmanlığında, çocuğun tüm gelişim alanları takip edilir. Yaşadığı duygusal ve davranışsal sıkıntılar, gelişimsel gecikmeler konusunda hem çocuğa hem de ailesine durumu çözümleyebilmek, baş edebilmek için danışmanlık sunulur.
ERGEN
Ergenlik, gencin birçok farklı alanda (fizyolojik, psikolojik, davranışsal, sosyal) değişimi deneyimlediği çocukluktan yetişkinliğe geçiş olan bir dönemdir.Ergenin yaşadığı duygusal-davranışsal sıkıntılara yönelik terapi sunulur.
YETİŞKİN
Yetişkin dünyasında, sosyal problemlerden kişisel problemlere, takıntılardan saplantılara farklı psikolojik sorunlar oluşabilmektedir. Bu sorunlar zamanla sosyal yaşamın sıkıntıları ile birleşmekte ver ardından da baş edilmez bir hal alabilmektedir.
AİLE
Yetişkin dünyasında, sosyal problemlerden kişisel problemlere, takıntılardan saplantılara farklı psikolojik sorunlar oluşabilmektedir. Bu sorunlar zamanla sosyal yaşamın sıkıntıları ile birleşmekte ver ardından da baş edilmez bir hal alabilmektedir.
EĞİTİM KOÇLUĞU
Geleceğimiz olan çocuklarımızın başarılı, mutlu, sağlıklı ve
uyumlu bir yaşam sürmeleri toplum sağlığı açısından oldukça önemli
bir durumdur. Günümüzde karmaşıklaşan toplum yapısı içinde, sık
değişen eğitim sistemine uyum sağlamak öğrencilerimiz için oldukça
güç olmaktadır. Tamda bu noktada kendini tanıyan, ne istediğini
bilen, ne yaptığının farkında olan, gerçekçi hedefler belirleyebilen,
akıllı çalışmayı öğrenebilmiş, aileleri tarafından da doğru desteklenen
öğrenciler amaçlarına ulaşabilmektedir.
Karadeniz farkındalık enstitüsü olarak, öğrencilerin
yeteneklerini keşfederek kendilerini tanımalarını, güçlü yanlarını
belirleyerek gerçekçi bir kariyer planı yapmalarını sağlamaya yönelik
danışmanlık hizmeti sunmaktayız. Öğrencilerin okul başarısının
artmasına, ileriye dönük hedefler belirlemesine, toplumda uyumlu
bireyler olarak başarıyla yetişmelerine katkı sağlamak amacındayız.
Aynı zamanda bu amaç doğrultusunda, çalışmalarımızı ebeveyni
geliştirici eğitim programları ile desteklemekteyiz. 

-Stres/Sınav Stresi ve başa Çıkma Yolları
-Akıllı çalışma

-Öfke Kontrolü
- Öğrenme stilleri
-Soru çözebilme beerisi
-Test çözme teknikleri
-Motivasyon kaynakları
- Gelecek şablonu
Bilgi için bizi arayabilirsiniz…….
OKUL BAŞLIYOR
Çocuklarımızın en büyük kahramanları, anne ve babaları. Sevdiklerinden emin
oldukları, çok sevdikleri, eğlendikleri, öğrendikleri ve en önemlisi güvendikleri. Şimdi
hayatlarına anne ve babalarından sonra en çok önemseyecekleri diğer kahramanları olan
öğretmenleri ile tanışacaklar. Bu nedenle çocuklar okula başlayacakları için hem çok
heyecanlılar hem de çok kaygılılar. Sadece çocuklar değil aynı zamanda aileler de çok
heyecan ve kaygı yaşayabilirler. Buda çok normal bir süreçtir. Burada önemli olan ailenin
ne yapması gerektiğini bilmesi ve çocuğun gerekli desteğin sağlıklı bir şekilde görmesidir.
Burada okula yeni başlayan çocukların okula gitmek istemediğini, anne veya babasını
bırakmak istemediklerini görürüz. Aslında ilk günler için çocukların verdiği bu tepki çok
doğal karşılanmalıdır. Ayrıca bu durum sadece ilk defa okula başlayan çocuklarda
görülmez. Bazen ikinci sınıfa veya diğer sınıflara giden çocuklarda da görebiliriz. Bu
durumda bazen ebeveynler veya öğretmenler tarafından “geçer, biraz daha zaman
geçsin düzelir” şeklinde değerlendirilebilir. Burada önemli olan ilk hafta için çocukların
okula gitmeme isteklerinin normal olabileceğinin bilinmesidir. Bununla birlikte daha uzun
sürerse çocukların bu tepkileri, bir profesyonel yardıma ihtiyaç olduğu unutulmamalıdır.
Çünkü bu okul korkusu veya ayrılma anksiyetesi olabilir ve bu durumların çözüm bulması
çok önemlidir.
Okula uyum sürecinde anne ve babaların “çocuğum üzülebilir, düşebilir, yalnız
kalır, bana ihtiyacı olabilir” gibi endişelerinden dolayı çocuklarını korumaya aldıkları, aynı
zamanda bu şekilde korunaklı büyüyen çocukların güvenli alanlarından çıkmak
istemedikleri için okula uyumlarının zorlaştığı görülmektedir. Ebeveynlerin bu
tutumlarının sonucu çocuklarda güvende hissedememe, arkadaş edinememe, kurallara
uymada güçlük vb. durumlar gözlenebilir. Bu durum da yapılması gereken ebeveynlerin
işlevsel ebeveynlik tutumları öğrenmeleridir.
Okula uyum sürecinde çocuklar kurallara uymada zorlanabilirler. Oturmada,
dinlemede zorluk yaşayabilirler. Aynı zamanda sorumluluk almada sıkıntı yaşayabilirler.
Bu durum okulun ilk zamanları için normal olarak değerlendirilmelidir. Ancak bu durum
uzun sürer ve diğer çocukların dikkatini dağıtacak noktaya gelmişse nedenleri
araştırılmalıdır. Bu durumda ilk akla gelmesi gereken şey çocukların kuralsız
büyütülmeleri olmalıdır. Çünkü anne ve babaların tutarsız ebeveynlik tutumları, sınır
koyamamaları çocukların okula uyumunu güçleştirebilir. Bu durumda öğretmen ve aile
işbirliği içince olmalı ve okul rehberlik servislerinden gerekirse yardım alınmalıdır. Bu
durumda istenen sonucu doğurmazsa pedagog yardımına başvurulmalıdır.
Unutulmamalıdır ki çocuğun okula uyum süreci o kadar da uzun değildir.
Okula uyum sürecinde çocukların kalem tutamadıkları, yazı yazamadıkları,
öğrenmede zorlandıkları, ters yazdıkları, öğrenme sürecine uyum sağlayamadıkları

gözlenebilir. Bu durum nedenlerinin araştırılması gereken önemli bir durumdur ve erken
tanı iyileşme süreci için çok önemlidir. Çocuğun ruhsal ve nörolojik gelişimi incelenmeli ve
gerekli profesyonellerin desteği alınmalıdır. Çünkü bu durumda çocuklarda dikkat
eksikliği ve hiperaktivite ve özgün öğrenme güçlüğü gibi çok bilinen veya daha özel
durumlar görülebilir. Bu nedenle bu durumlara “zamanla geçer” muamelesi
yapılmamalıdır.
Okul çocuklar için çok önemli bir yaşantıdır. Burada yaşanabilecek her durum
gerekli işbirliği sağlandığında çözülebilir. Anne ve babaların okula uyum sürecinde
yaşanabilecek durumları sağlıklı bir şekilde değerlendirip yapılaması gerekenler
noktasında doğru bilgiye sahip olmaları çok önemlidir. Veli olarak anne ve babaların okula
hazır olmaları çocukların okula uyumlarını hızlandıracağı unutulmamalıdır. Tüm anne
babalara ve çocuklarımıza KARADENİZ FARKINDALIK ENSTİTÜSÜ olarak başarılar
diliyoruz. SEVGİ İLE KALIN…..
BDT
BDT amacı çocuk ya da ergenin kendi, diğerleri ve gelecek hakkındaki düşüncelerini
yeniden yapılandırmaktır. Strateji, onlara bilişsel yapılarını, bilişsel süreçlerini, düşünce,
duygularını ve davranışlarını değiştirmek için gerekli tecrübeyi ve yeni bilişsel ve davranışsal
yetileri sağlamaktır.
Müdahale teori temellidir. BDT; hem bilişsel hem davranışçı teorilerin, hem de
araştırmaların bir sonucudur. Bazı ana varsayımlar vardır.  -Bunlardan bir tanesi bireylerin olayların kendilerine değil olayların kendilerindeki
bilişsel tasvirine yanıt vermeleridir.                              -Düşünceler, duygular ve davranışlar arasında ilişki vardır.
-Mizaç ve öğrenilmiş tecrübeler arasında da bir ilişki vardır.
-İnsanların problemleri işlevsiz düşüncelerinde kaynaklanır.

Doğuştan gelen mizaç ve yaşam tecrübeleri arasında bir ilişki vardır. Bu ikisi arasındaki
ilişki sonucunda da kendimiz, diğerleri, dünya ve gelecek hakkında bazı düşünceler
oluştururuz. Bu da şemadır. Aynı zamanda bazı süreçlerimiz vardır. Bunlar duygu, düşünce ve
davranıştır. Bu en basit modeldir. BDT ile çalışan çoğu kişi düşüncelere bakar, bunları
değiştirelim gibi yönelimleri olur. Ancak bunları değiştirmek o kadar kolay değildir. Model
bize düşüncelerin sisteme giriş yolu olduğunu gösterir. Düşünce, davranışları anlamak için
süreçlere ineriz, süreçleri de anlamak için de en başa dönüp mizaç ve yaşam tecrübelerine
bakarız.
Bilişsel Davranışçı Terapinin Temel Prensipleri
1-Danışanın süregelen problemlerinin formülasyonunu bilişsel davranışçı şekilde
yorumlamaya dayanır. Görüldüğü gibi bir formülasyona ihtiyacımız vardır ve bu
formülasyonda modele göre yapılmalıdır.
2-Danışanın işbirliğini vurgular. Terapide hiçbir şeyi tek başımıza yapmayız, her aşamada
danışanı sürece dâhil ederiz.
3-Terapötik ilişki gereklidir. Terapötik ilişkimiz yoksa hiçbir şeyimiz yok demektir.
4-Probleme yönelik ve probleme odaklıdır.
5-Yapılandırılmış olmalıdır, danışan ile aklına gelenleri konuşmazsınız. Seansın ilk yarısında
geçen hafta ne olduğu ile ilgili konuşabilir, ev ödevi varsa ödev hakkında konuşulur ve bu
seansta konuşulacaklar bir araya getirilir. Danışanın eklemek istediği, sormak istediği bir şey
var mı diye sorulur. Seansın sonunda tüm seansın özeti çıkarılır. Vakit olursa ev ödevi
oluşturulabilir.
6-Yapılandırılmış ancak bu esnek bir yapılandırmadır. Seansta danışanın konuşmak istediği
başka şeyler olabilir (okul/arkadaş sorunları gibi). Ya seansın yarısında danışanın konuşmak
istediğine zaman ayrılabilir ya da tüm seansta bu konuda konuşulabilir.

7-Zaman sınırlıdır. Duruma göre süreyi uzatıp kısaltabiliriz. Örneğin yeme bozukluğu, sınırda
kişilik bozukluğunda zaman kısa tutulamaz.
8-Şimdiki zamana odaklanır, en azından başlangıcına odaklanır. Örneğin 2 haftadır okula
gitmeyen çocukta öncelikle şu anda olanları ele almalıyız. Çocuk okula gitmediğinde neler
yapıyor, kim ilgileniyor gibi. Şimdiki zamanla başlayıp geçmişe ait bilgiler edinilir (gelişimsel
öykü, hamilelik, doğum, bezi ne zaman bıraktı vs.) Örneğin ayrılık anksiyetesinde çocuğun
anaokuluna gidip gitmediği sorulur. Gittiyse adaptasyonu nasıl oldu? Adaptasyon problemleri
ile ailenin baş etme stratejileri nelerdi?        9-Eğitici bir modeldir. Danışan kendisinin terapisti olmayı öğrenir, kendi otomatik
düşüncelerini tanımlar, çıkarımlar yapar ve onlara cevap verir.
10-Düşünce, duygu ve davranışları değiştirmek için çeşitli teknikler kullanılır.
Çocuk ve ergenlerle çalışırken ebeveynlerle yaptığımız terapi aşamaları ise:
-Psiko-eğitim – Bilgi vermek
-Durumsal yönetme
-Ebeveyn anksiyetesini azaltmak -Bilişsel yönden yapılandırma – hem çocuk hem ebeveyn için
-Ebeveyn ve çocuk ilişkisini güçlendirme ve relapsların önlenmesi

Bilişsel ve davranışçı terapi çocuk ve ergenlerde başarılı bir şekilde uygulanmakta ve
sağlıklı sonuçlar vermektedir. Özellikle:
-Ayrılık anksiyetesi bozukluğu
-Yaygın anksiyete bozuklukluğu
-Okul reddi
-Okul fobisi
-Özgül fobi
-Depresyon
-Panik bozuklullar
-Obsesif compulsif bozukluk (OKB)
-Sosyal kaygı bozuklukları
-Yeme bozuklukları
-Çocuk ve ergenlerde boşanma
-Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu
-Post travmatik stres bozukluğu durumlarında etkili bir yöntem olduğu
araştırmalarla da desteklenmektedir.
EMDR NEDİR
EMDR, Türkçe açılımıyla Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden
İşleme, güçlü bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bugüne kadar her yaştan yaklaşık 2
milyon kişinin farklı tiplerde psikolojik rahatsızlıklarının başarıyla tedavi
edilmesini sağlamıştır.
EMDR Nasıl Geliştirildi?
EMDR’nin gelişimi 1987 senesinde, Dr. Francine Shapiro’nun göz
hareketlerinin rahatsız edici düşüncelerin şiddetini azaltabildiğini tesadüfen
keşfetmesiyle başladı. Dr. Shapiro bu etkiyi travmaya maruz kalmış kişiler
üzerinde bilimsel olarak inceledi ve tedavide sağlanan başarıyı gösteren
çalışmasını yayınladı.
O tarihten itibaren EMDR, tüm dünyadan terapistlerin ve araştırmacıların
katkılarıyla hızla gelişti. Günümüzde EMDR, birçok farklı terapi ekollerinden
ögeleri içeren, farklı tanı almış durumlara özel standartlaştırılmış protokolleri
bulunan, bütüncül bir terapi yöntemidir.
EMDR Nasıl İşliyor?
EMDR teorisinin altyapısını oluşturan Adaptif Bilgi İşleme Modeline göre
beyin, fizyolojik temelli bir sistemle, her yeni deneyim aracılığı ile kendisine
ulaşan bilgiyi işler ve işlevsel hale getirir. Duygu, düşünce, duyum, imge, ses, koku
gibi bilgiler işlenip ilişkili anı ağlarına bağlanarak bütünleşir. Böylece o deneyimle
ilgili öğrenme gerçekleşir. Edindiğimiz bilgiler gelecekte tepkilerimizi uygun bir
şekilde yönlendirmek üzere depolanmış olur. Bu sistem normal çalıştığında ruh
sağlığını ve insan gelişimini öğrenme yoluyla desteklediği için adaptif, uyumlu bir
mekanizma olarak kabul edilir.
Travmatik veya çok fazla rahatsız eden olaylar yaşandığında bu sistem
bozuluyor gibi gözükmektedir. Yeni bilgi işlenip mevcut anı ağına entegre olmaz.
Deneyimi anlamlandırabilmek için anı ağlarındaki işlevsel bilgilerle bağlantı
kurulamaz ve akıl sağlığına uygun sonuçlar çıkarılamaz. Sonuç olarak öğrenme
gerçekleşmez. Duygular, düşünceler, imgeler, sesler, beden duyumları yaşandığı
haliyle depolanır. Bu nedenle bugün yaşanan bazı durumlar bu izole kalmış anıları
tetiklerse, kişi o anının bir kısmını ya da bütününü yeniden yaşar gibi etkilenir.
EMDR’ye göre rahatsızlıkların, olumsuz duygu, düşünce, davranış ve kişilik
özelliklerinin arkasında uyum bozucu, işlev bozucu, işlenmeden ve izole bir şekilde
depolanmış bu tür anılar yatar. Kişinin kendisi ile ilgili olumsuz inançları (örn: Ben

aptalım), olumsuz duygusal tepkileri (başaramamaktan korkma) ve olumsuz
somatik tepkileri (sınavdan önceki gece karın ağrısı) problemin kendisi değil,
semptomları, bugünkü dışavurumlarıdır. Bu olumsuz inanç ve duygulara yol açan
işlenmemiş anılar şimdiki zamandaki olaylar tarafından tetiklenmektedir.
Doğal afetler, büyük kazalar, kayıplar, savaş, taciz, tecavüz gibi önemli
travmaların yanı sıra, başta çocukluk çağı olmak üzere her yaşta yaşanan ve etkisi
travmatik olan her tür yaşantı; günlük hayatta aile, okul, iş çevresinde yaşanan
olumsuz olaylar, şiddete maruz kalmalar, aşağılanmalar, reddedilmeler, ihmal ve
başarısızlıklar işlenememiş anılar arasında yer alabilirler.
EMDR, bu tür izole anıların işlenmesini sağlayan fizyolojik temelli bir
terapidir. Beynin zamanında yapamadığı işlemi yapmasını sağlar. Kilitli kalmış anı
ile diğer anı ağları arasında ilişki kurulması, öğrenmenin sağlanarak bilginin
adaptif bir şekilde depolanması mümkün olur. Danışan artık rahatsız olmaz ve
anıyı yeni ve sağlıklı bir perspektiften görür.
EMDR terapisi ile sadece semptomlar ortadan kalkmaz. Yeni bakış açısının
kazandırdığı pozitif inançlar ve olumlu duygular kişinin kendisine, ilişkilerine,
dünyaya bakışını da olumlu yönde değiştirip kişisel gelişim sağlar.
EMDR Terapisi Nasıl Uygulanır?
EMDR terapisinde 8 aşamalı, üç yönlü (geçmiş, şimdi, gelecek) bir protokol
uygulanır. Hedef, geçmişte yaşanan anıların yeniden işlenerek duyarsızlaşmanın
sağlanması, bugünkü semptomların tedavisi, danışanın gelecekte karşılaşacağı
benzer sorunlar karşısında, kazandığı olumlu inanç ve duyguların geliştirdiği yeni
bakış açısının yönlendirdiği davranışları gösterebilmesidir.
EMDR Ne Kadar Sürer?
EMDR terapi literatüründe ‘kısa süreli terapiler’ grubunda yer alır. EMDR
tedavisinin ne kadar süreceği sorunun tipi, danışanın bugünkü yaşam koşulları,
önceki travmaların sayısı ve etkisi ile bağlantılıdır. Her kişinin bilgileri kendi
değerleri ve deneyimleri doğrultusunda kendine has bir biçimde işlemesi de
süreyi etkiler.
Trabzon psikolog
Yetişkinlerin, aile ve bireylerin yaşadıkları zorlukların çözümünde yanlarındayız. Psikolojik ve psikiyatrik desteğe ihtiyacı olanlara psikoterapi ve danışmanlık hizmeti.
Yetişkinlerin, aile ve bireylerin yaşadıkları zorlukların çözümünde yanlarındayız. Psikolojik ve psikiyatrik desteğe ihtiyacı olanlara psikoterapi ve danışmanlık hizmeti.
Trabzon çocuk psikolog
Erken yaşta tedavi her zaman daha iyi sonuç vermektedir. Terapi. İlaçsız Tedavi. Ücretsiz Bilgi Alma. Hizmetler: Aile danışmanlığı, çocuk terapisi, ergen/genç terapisi.
Erken yaşta tedavi her zaman daha iyi sonuç vermektedir. Terapi. İlaçsız Tedavi. Ücretsiz Bilgi Alma. Hizmetler: Aile danışmanlığı, çocuk terapisi, ergen/genç terapisi.
Trabzon çocuk pedagog
Çocuk Psikolojisinde Deneyimli Uzman Klinik Psikolog. Pedagog & Çocuk PsikoloğuÇocukve Aile Terapisi. Hizmetler: Oyun Terapisi, Aile Danışmanlığı, CAS Testi, EMDR Terapisi.

Çocuk Psikolojisinde Deneyimli Uzman Klinik Psikolog. Pedagog & Çocuk PsikoloğuÇocukve Aile Terapisi. Hizmetler: Oyun Terapisi, Aile Danışmanlığı, CAS Testi, EMDR Terapisi.
Trabzon pedagog
    Çocukta kaygı hırçınlık ayrılık çocuklarda öfke sorunları sınav kaygısı tedavi. oyun terapisi, Emdr Terapisi, masal terapisi, çözümodaklı terapi ile sorunlara son. Çocuk Psikologu Pedagog. Pedagog
    Çocukta kaygı hırçınlık ayrılık çocuklarda öfke sorunları sınav kaygısı tedavi. oyun terapisi, Emdr Terapisi, masal terapisi, çözümodaklı terapi ile sorunlara son. Çocuk Psikologu Pedagog. Pedagog

Siz Dünyaya Daha Mutlu Bakın Diye!
PSİKOLOJİK TESTLER
Karadeniz Farkındalık Enstitüsünde kullanılan test ve ölçekler,
danışmanlık kapsamında verilen hizmetlerde,
destek ve yardımcı olması açısından kullanılan
metodlardan biridir.
OKUL DESTEK SÜRECİ
Onu Nasıl Anlayabilirim, Nasıl Destek Olabilirim?
MUTLU ÇOCUKLAR MUTLU YARINLAR
MAKALELERİMİZ
Karadeniz Farkındalık Enstitüsü
Çocuğum Sınava Hazırlanıyor !
0462 888 88 68
Gelişim Testleri
Gelişim Testleri
0462 888 88 68
Çocuğum okula Başladı, Nasıl Destek Olmalıyım ?
Çocuğum okula Başladı, Nasıl Destek Olmalıyım ?
0 462 888 88 68
Nasıl bir anne baba Olmalıyım ?
Nasıl bir anne baba Olmalıyım ?
0462 888 88 68
Karşı Gelme Bozukluğu
Karşı Gelme Bozukluğu
0 462 888 88 68
Kaygı
KAYGI
0462 888 88 68
EYVAH ! 1. SINIF
EYVAH ! 1. SINIF
0462 888 88 68
VEEEE YAZ TATİLİ….
VEEEE YAZ TATİLİ….
0462 888 88 68
Sağlıklı ailelere karşı sorunlu aileler
Sağlıklı ailelere karşı sorunlu aileler
0462 888 88 68
EN YAYGIN BAĞIMLILIĞIMIZ: EŞ BAĞIMLILIK
EN YAYGIN BAĞIMLILIĞIMIZ: EŞ BAĞIMLILIK
0462 888 88 68
KENDİNİZİ DAHA ÇOK SEVMENİN 22 YOLU
KENDİNİZİ DAHA ÇOK SEVMENİN 22 YOLU
0462 888 88 68
IŞIK HIZIYLA DUYGUSAL İYLEŞME: EMDR
IŞIK HIZIYLA DUYGUSAL İYLEŞME: EMDR
0462 888 88 68
HİPNOTERAPİ
HİPNOTERAPİ
0462 888 88 68
ÇOCUĞUNUZA SINIR KOYMAK
ÇOCUĞUNUZA SINIR KOYMAK
0462 888 88 68
BİZ ÇİFT MİYİZ ?
BİZ ÇİFT MİYİZ ?
0462 888 88 68
OYUN TERAPİSİ
OYUN TERAPİSİ
0462 888 88 68
İLACA MAHKUM ÖZGÜR ÇOCUKLAR
İLACA MAHKUM ÖZGÜR ÇOCUKLAR
0462 888 88 68
BOŞANMA ve ÇOCUKLAR
BOŞANMA ve ÇOCUKLAR
0462 888 88 68
Doğum Sonrası Depresyon
Doğum Sonrası Depresyon
0462 888 88 68
Psikodinamik Yönelimli Psikoterapiler
Psikodinamik Yönelimli Psikoterapiler
0462 888 88 68
ÇOCUK VE TELEFON
ÇOCUK VE TELEFON
0462 888 88 68
Karadeniz Farkındalık Enstitüsü
Yeme bozuklukları
0462 888 88 68
Nasıl bir anne baba Olmalıyım ?
Titizlik Hastalığı
0462 888 88 68
TELEFON
0462 888 88 68
E-POSTA
bilgi@karadenizfarkindalik.com
HIZLI RANDEVU
Aşağıdaki formu doldurup bize iletiniz.
   
Randevu talebinizi oluşturmak için sizinle iletişime geçeceğiz!