ÇOCUĞUNUZA SINIR KOYMAK
Karadeniz Farkındalık Gelişim Testleri
Dr. ÇOCUĞUNUZA SINIR KOYMAK

Çocuğunuza sınır koymak yanlış davranışa son vermek ve kurallarınızı net ve anlaşılır biçimde öğretebilmek için gerekli yöntemleri içerir. Artık nasihatleri, azarlamaları, tehdit, ceza ve ikna yöntemlerini bırakabilirsiniz. Çatışma ve güç savaşlarına da girmeyeceksiniz. Kesin sınırlar koyup sözlerinizi davranışlarınızla nasıl destekleyebileceğinizi öğrendiğinizde, çocuklarınız verdiğiniz mesajı hemen alacaklardır. Burada paylaşacağımız yöntemler, ceza vermenin ya da aşırı hoşgörülü davranmanın yerini tutacak.

Sınır koyma ile ilgili yöntemler tüm dünyada birçok ebeveyn ve öğretmen tarafından başarıyla uygulanmaktadır. Bu yöntemler açık, sistemli ve çocuğun gelişimine uygundur. Üç yaştan başlayıp ergenlik dönemine kadar uygulanabilecek yöntemlerdir.

Birçok aile çocuklarına iyi bir eğitim vermek istiyor. Söz dinlemelerini ve sorumluluk sahibi olmalarını bekliyor ama bunu nasıl yapacaklarını bilemiyorlar. Aileler bağırma, azarlama, tehdit etme, nasihat verme, uzun açıklamalar yapma, para verme, vurma, eve hapsetme, haklarını elinden alma gibi bir sürü yöntem deniyorlar ama bu yöntemlerin hiçbiri bekledikleri sonuçları vermiyor. Kullandıkları yöntemler aşırı hoşgörülü olmaktan aşırı ceza vermeye kadar uzanan geniş bir yelpazede yer alıyor. Bu ebeveynlerin bir ortak yanı da sınır koymayı bilmemeleridir. Ellerinden geleni yapıyorlar ama sonuç alamıyorlar ve daha başka ne yapabileceklerini bilemiyorlar. Bu ebeveynlerin etkili yöntemlere ve onları hedeflerine ulaştıracak etkin bir yaklaşıma ihtiyaçları var.

Ebeveynlerin, bir kural ve beklentiyi öğretebilmek için kullandıkları sürece SINIR KOYMA denir. Ebeveynlerin tümü bunu yapar. Aile, toplum ve kültürümüzün kurallarını bu şekilde öğretiriz.

Bazı ebeveynler bu eğitimi ağır cezalarla verir. Bazıları da yumuşak yöntemler kullanarak hatırlatma ve ikna etme yolunu seçer. Bu iki yöntemi arasında gidip gelen ebeveynler de vardır. Bazıları da net ve açık mesajlar verir, çocuklarının tepkilerini izler ve etkili bir şekilde müdahale eder.

Yöntemler farklı olabilir ama mesajımızı vermek için aynı araçları kullanırız. Sözleri ve davranışları. İkisi de kuralların ne olduğunu anlatır ama pek çoğumuz, söylediklerimize önem veririz. Bu iki mesajdan biri net değilse iletişimde kopukluk olur.

Örneğin, “Oynamaya gitmeden önce odanı temizle” dediğimizde sözlerimiz davranışlarımızla uyuşmuyorsa ve çocuk odasını temizlemeden oyuna gidiyor; onun görevini anne yapıyorsa çocuk, koymak istediğimiz kural ve ondan beklediğimiz şey hakkında belirsiz, karmaşık bir mesaj almış olur. Sözlerimiz, “odanı temizle” derken davranışlarımız, “odanı temizlemesen de olur” demektir. Asıl kural hangisidir? Bu sorunun cevabı belirsizdir. Peki siz, oyun oynamaya çıkmak için can atan bir çocuk olsaydınız hangi kuralın doğru olmasını isterdiniz?

Dokuz yaşındaki bir çocuğun, arkadaşına vurduğunu ve okul dönüşü de eve geldiğini düşünelim. Babası ona uzun uzun nutuk çekiyor ve sonunda bir tokat atıyor. Çocuk babasının kurallarını nasıl algılamıştır? Babası sözleriyle, “Okulda söz dinlemelisin” diyor ama dayak atarak farklı bir mesaj veriyor: “Vurmak sorunları çözer”. Bu çocuk bir sorunla karşılaştığında meseleyi nasıl çözmeye kalkacaktır? Elbette ona öğretilen yöntemle.

Ebeveynlerin çoğu, yanlış davranışa son verme ve kuralları öğretme konusunda yanlış mesajlar verir. Ya dur işaretinde durulması gerektiğini bilemiyorlar ya da ağızlarından çıkan kurallarla uyguladıkları kurallar çok farklı. Kurallarını en karmaşık mesajlarla öğretmeye çalışıyorlar. Kurallarını en karmaşık mesajlarla öğretmeye çalışıyorlar.

Yumuşak sınırlar olarak adlandırılan bu mesajlar, istenen etkinin tam tersini ortaya çıkarır. Sınırları zorlamaya ve direniş göstermeye sebep olur ve ebeveynlerle çocukların çelişki yaşamalarına yol açar. Günümüzde çocuklar, aileler, okullar ve kültürler üzerinde çok fazla baskı vardır. Evde ve okulda davranış sorunları, güç savaşları, bozuk ilişkiler, kurallara oymaya ve sorumluluk almaya hazır olmayan çocuklar vardır.

Asıl üzücü olan, bütün bunların önlenebilir olmasıdır. Sorun ailede başlar ve bozuk iletişim yüzünden ortaya çıkar. Bozuk iletişimi aile dansı olarak tanımlayabiliriz. Çünkü net ve etkin sınırlar koyamayan aileler, çelişkili durumlar yaşadıklarında bir çeşit dansa başlamaktadır. Ailelerin ihtiyacı olan bu dansa bir son vermektir.

Bunun için yapılacak ilk şey, yanlış giden şeylerin farkına varmaktır. Yoksa hataların tekrarları engellenemez. Net mesajlar vermeyi, aile dansına son vermeyi, işbirliği ve sorun çözme konularını, çocuklarınızı incitmeden, ders almalarını nasıl sağlayacağınızı öğrenmelisiniz.

KAYNAK : Robert J. MACKENZIE – Çocuğunuza Sınır Koyma ( YAKAMOZ YAYINCILIK )

TELEFON
0462 888 88 68
E-POSTA
bilgi@karadenizfarkindalik.com
HIZLI RANDEVU
Aşağıdaki formu doldurup bize iletiniz.
   
Randevu talebinizi oluşturmak için sizinle iletişime geçeceğiz!